Cemis'in Blogu

Kar

Bugün beyaz bir şehre uyandım. Samsun’un bana hediyesi. Sanki birileri uykularımdan çalmış ve o sırada görebilecek olduğum rüyaları gerçekleştirmeye karar vermiş. Mutluyum.

Mutlu olmak böyle işte; beyaz bir şey. Birkaç saat sonra sevdiğim kızla buluşacağım; birbirimize aşk sözleri söyleyeceğiz. Beyazların arasında kırmızı bir leke; tıpkı bu günün diğer siyah günlerin arasında beyaz bir kar taneciği olduğu gibi.

Hayat da böyle değil mi? Narin bir kar tanesi gibi süzülerek başlıyoruz yaşamaya. Süzülmek de ne süzülmek ama! Zarif, tutarlı, şirince… Yavaş yavaş büyüyoruz; içimizdekileri büyütüyoruz. Sonra onları karlı bir kış sabahı anlatıyoruz bir kâğıda. Mutluyum diyoruz; çünkü öyle olmak istiyoruz. Onca rengin arasında; beyaz, küçük, şirin bir nokta olmak…

Çünkü her insan mutlu olmak ister. Her insan yağan karı gördüğünde bir zamanlar gökte süzülen mini minicik, inciden bir kar tanesi olduğunu hatırlayıp kendini avutmak ister. İşte bu yüzden severiz biz karı; içimize değil de, aslında içimizden yağdığı için. Onu kendimize benzettiğimiz için. Onun gibi olabilmek istediğimiz için…

Bizler; mavilerin, yeşillerin, kahverengilerin ve envai çeşit rengin arasında küçücük birer beyaz lekeyiz sadece… Küçük, inciden, çekingen birer lekeyiz.